a bird - Türkçe İngilizce Sözlük

a bird

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"a bird" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 110 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a bird in a tree i. ağaçtaki kuş
a bird in a gilded cage i. altın kafesteki kuş
a bird's-eye view i. kuşbakışı
a bird's-eye view i. şöylesine bir değinme
a bird's-eye view i. üstünkörü bakış
a bird's-eye view i. kuş bakışı
a bird's-eye view i. şöyle bir bakış
a migratory bird i. göçmen kuş
eat like a bird f. çok yavaş yemek
eat like a bird f. çok az yemek
(a bird) to land on a branch f. (kuş vb.) dala konmak
catch a bird f. kuş yakalamak
build a bird house f. kuş kulübesi inşa etmek
build a bird house f. kuş kulübesi yapmak
like a bird zf. kuş misali
Atasözü
god builds a nest-for the homeless bird garip kuşun yuvasını allah yapar
a bird in the hand is worth two in the bush eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir
Konuşma Dili
a baby bird i. yavru bir kuş
Deyim
a little bird told me i. kuşlar söyledi
a bird dog i. av köpeği
a bird's eye shot i. kuş bakışı
a bird's eye shot i. kuş bakışı manzara
a bird's eye shot i. kuş bakışı görünüm
a bird's eye shot i. kuş bakışı çekim
a bird's eye shot i. kuş bakışı çekim
a bird's eye shot i. tam tepeden çekim
a little bird i. (kim olduğu söylenmeyen bir haberci anlamında) kuşlar
a bird in the hand i. çantada keklik
a bird in the hand i. eldeki serçe
a bird of passage i. oradan oraya göçen kişi
a bird in hand i. sahip olunan şey
a bird of passage i. göçmen kişi
a bird in hand i. eldeki serçe
a bird of passage i. sabit bir yeri yurdu olmayan kimse
a bird in the hand i. mevcutta olan şey
a bird of passage i. yeri yurdu belli olmayan kimse
a bird in hand i. elde bulunan şey
a bird of passage i. göçebe kimse
a bird in the hand i. elde bulunan şey
a bird of passage i. gezgin kişi
a bird in hand i. mevcutta olan şey
a bird in the hand i. sahip olunan şey
a bird’s-eye view (of something) i. (bir şeyin) kuş bakışı görünümü/görüntüsü/manzarası
a little bird i. kuşlar (söyledi)
a little bird i. küçük bir kuş (söyledi)
a little bird i. ismi lazım değil biri
a rare bird i. eşi benzeri az bulunur bir tip/şey
a rare bird i. benzersiz kimse/şey
a rare bird i. sıra dışı kimse/şey
a rare bird i. çok farklı tip/şey
a rare bird i. alışılmışın dışında kimse/şey
a rare bird i. ender rastlanan bir tip/şey
a bird in the hand i. eldeki serçe
a bird in the hand i. eldeki serçe (damdaki güvercinden iyidir)
a bird in the hand i. çantada keklik
a bird's-eye view i. şöyle bir bakış
a bird's-eye view i. üstünkörü bakış
a bird in the hand i. mevcutta olan şey
a bird in the hand i. bugünkü tavuk (yarınki kazdan iyidir)
a bird's-eye view i. genel bir bakış
a bird's-eye view i. şöylesine bir değinme
a bird in the hand i. elde bulunan şey
a bird in the hand i. sahip olunan şey
a bird's-eye view i. kuş bakışı
eat like a bird f. kuş gibi yemek
sing like a bird f. kuş gibi ötmek
sing like a bird f. bülbül gibi ötmek
eat like a bird f. az yemek
eat like a bird f. azıcık yemek
hear a bird sing f. gizli konuşmaları duymak
hear a bird sing f. (gizli durum) kulağına çalınmak
have a bird f. sarsılmak
have a bird f. üzülmek
have a bird f. rahatsız olmak
have a bird f. kahrolmak
have a bird f. altüst olmak
not say a dicky bird [uk] f. ses etmemek
not say a dicky bird [uk] f. gıkını çıkarmamak
not hear a dicky bird [uk] f. çıt çıkmamak
not hear a dicky bird [uk] f. ses seda çıkmamak
have a bird f. telaşlanmak
not hear a dicky bird [uk] f. hiçbir şey duymamak
not say a dicky bird [uk] f. çıtı çıkmamak
have a bird f. dumura uğramak
be (like) a bird in a gilded cage f. altın kafeste bir kuş olmak
a bird in the hand is worth two in the bush expr. bugunkü tavuk yarınki kazdan iyidir
a bird in the hand is worth two in the bush expr. bugünün tavuğu yarının kazından iyidir
as free as a bird expr. kuş gibi özgür
as free as a bird expr. kuş gibi hür
like a bird expr. tıkır tıkır
like a bird expr. yağ gibi
as free as a bird expr. kuş kadar özgür
a sharp old bird expr. eşi bulunmaz
free as a bird expr. dertsiz tasasız
a little bird whispered in my ear expr. bana kuşlar söyledi
as free as a bird expr. kuş kadar hür
not a dicky bird expr. tek kelime (etmedi)
not a dicky bird expr. bir kelime bile (söylemedi)
not a dicky bird expr. bir kelime bile (söylemedi)
not a dicky bird expr. tek kelime (etmedi)
a home bird expr. ev kuşu
Mutfak
pastry shaped like a bird’s nest i. kuş yuvası
Argo
a bird-brain i. kuş beyinli
a bird-brain i. kafasız
a bird-brain i. beyinsiz
a bird-brain i. aptal
not hear a dicky bird f. en ufak bir ses duymamak/çıkmamak
a little bird told me expr. bana kuşlar söyledi
a little bird told me expr. küçük bir kuş söyledi
İngiliz Argosu
dicky-bird (we've not heard a dicky-bird from you) i. haber (senden hiç haber alamıyoruz)